Araba Takip Sahneleri İle Akılda Kalan Filmler

Araba takip sahneleri, aksiyon sinemasının temel taşlarından biridir desek abartmış olmayız. Ne de olsa otomobiller ve sinema, 19. yüzyılın sonunda peş peşe yıllar içinde icat edildiler. Haliyle araba takip sahneleri sinemanın başlangıcından beri kendine yer buldu ve film yapımcıları gelişen tüm teknolojilerle onları çeşitli şekillerde güncelleyip yeniden icat etmeye devam etti.


Tabi harika bir takip sahnesi bir filmi harika yapmaya yetmeyebilir. Yine de birkaç teker sıradan filmlere kıvılcım çaktırabilir, izleyicileri patlamış mısırlarını soluksuzca yemeye sevk edebilir ve pekala bir filmi unutulmaz kılabilir. Aşağıda sizin de unutulmazlar listenize giren birkaç özel sahneye rastlayacağınıza eminiz.


O halde gazı kökleyelim!


Ronin

Bize 1966 tarihli destansı Grand Prix filmini hediye eden John Frankenheimer'dan bekleyebileceğiniz gibi, heist türü Ronin filmindeki araba kovalamacaları da uç noktalarda bir seyir sunuyor. Filmde 80'den fazla arabanın kasıtlı olarak harap edildiğine dair söylentiler var. Kendisi de amatör bir yarış pilotu olan Frankenheimer, bazı sahneler için 300 kadar dublör sürücü kullandığını söylemiş.


Filmin en iyi sekansı, Robert De Niro'nun mütevazi bir Peugeot 406 ile Paris'in kalabalık sokaklarında kötü adamların BMW'sini takip ettiği anlar, hem de trafiğin zıt yönünde sürerek!


The Blues Brothers

Belki de sinema tarihinin en gülünç kovalamaca sekansı, Palace Hotel Balo Salonu'ndan dolu bir benzin deposu, yarım paket sigara ile karanlıkta güneş gözlüğü takarak kaçmaya çalışan Blues Brothers’a ait olabilir.


Jake ve Elwood Blues'un Chicago'ya dönüş yolunda manasız sayıdaki polis arabasından kaçma sahneleri için 103 tane araba harap edilmiş. Ancak çekimler için yaratılan 12 orijinal Bluesmobile'den biri hayatta kalmayı başarmış. Şimdi Dan Aykroyd'un kayınbiraderine ait.


Mad Max 2: The Road Warrior

Mad Max evreni, kalan kıt kaynaklar için savaşan acımasız, vahşi çetelerin olduğu ıssız, kıyamet sonrası bir çorak araziye sahiptir. Vahşilikleri ve şiddetleriyle dikkat çeken bir dizi kovalamaca sahnesiyle ise acımasız bir vizyona sahiptir.


Akıncıların zırhlı araçları görülmeye değerdir; ancak Max, kaportadan dışarı fışkıran devasa süper şarj cihazıyla modifiye edilse de aslında sadece eski bir polis arabası olan Interceptor'ı kullanır.


The Bourne Identity

Yine Paris yine mütevazi bir araba. Bu sefer hafızasını kaybetmiş Jason Bourne'u Mini Cooper’ın direksiyonunda izliyoruz. Takip sahnesi en çok arabanın ara sokaktaki dar basamaklardan aşağı inmesiyle dikkat çekiyor. Ronin tarzı bölümler karşıdan gelen trafikle çarpışan Bourne, peşindeki motorları birer birer alt ediyor.


Filmin devamı olan The Bourne Supremacy, tartışmasız daha ayrıntılı bir kovalamaca sahnesine sahip, ancak Identity'nin kendine has tonunu belirleyen bu kovalamaca listede olmayı daha çok hak ediyor.


Baby Driver

Filmin açılışında izlediğimiz kovalamaca sekansı, fonda çalan Jon Spencer Blues Explosion, "Bellbottoms" ile aksiyon-komedisinin tonunu mükemmel bir şekilde harmanlıyor. Seyirciye Baby karakteri hakkında bilmeleri gereken her şeyi görsel olarak anlatması da cabası. Üstelik tüm bunlar, müziğin ritmine göre güzel bir şekilde koreografiye tabi tutuluyor ve yol boyunca izleyiciye bol miktarda mizah ve etkileyici sürüş gösterileri sunuyor.


The Vanishing Point

Genellikle “nihai araba takibi filmi” olarak tanımlanan Richard C. Sarafian'ın filminde Barry Newman'ı 1970 model modifiye beyaz Dodge Challenger marka arabayı Denver’dan alıp 15 saat içinde San Francisco'ya teslim etmek üzere yola koyulann eski bir polis ve savaş gazisi olarak görüyoruz.


Konusunun da ipucu verdiği gibi bu film, yolculuk temalı ve şimdiye kadar çekilmiş en harika sürüş sahnelerinden bazılarına sahip. Ayrıca, lanetli kahramanının ölüm yolculuğu, şaşırtıcı bir finalle sonuçlanıyor. Zira filmin sonunda kaza yapan araba 1970 Dodge Challenger değil, beyaza boyanmış bir 1967 Chevy Camaro’ydu!


Goldenfinger

Üçüncü James Bond filmi Goldfinger’da, karakterin artık ikonikleşen arabası Aston Martin DB5 ile ilk defa tanışmıştık. Üstelik film yapımcıları, DB5 prototipini kullanmalarına izin vermeleri için şüpheci Aston Martin yöneticilerine yalvarmak zorunda kalmışlardı! Elbette Goldfinger, Aston Martin'i zirveye çıkardı ve filme unutulmaz bir nüans kattı.


Goldfinger'daki Aston Martin yere yağ sıkmak, duman püskürtmek ve lastik kesmek gibi çeşitli hünerleriyle de gerçek bir Bond aracı.