Sinema Tarihinin Efsane Arabaları

Nostaljik film karakterlerinin kullandığı arabalar kadar insana iç çektiren pek az şey var. Hele bir de bu arabalar aksiyon dolu bir takip sahnesinde boy gösteriyorsa, tadından yenmez. Estetik bir güzellik sunmalarının yanında, çoğu zaman bu araçlar tüm film için görsel simge haline gelebilirler. Bazen de bizzat karakterlerin uzantıları olurlar – sadece sahip olunan arabalar değillerdir, karakter gelişiminin temel unsuru haline de gelebilirler. Bu gibi durumlardaysa, filmin başrolünden bile daha akılda kalıcı olabilirler.


Beyaz perdenin ikonik arabalarından bazılarının ne kadar havalı olduğunu takdir etmek için direksiyon başında olmamıza gerek yok. Onları dilediğimiz zaman saygıyla anabiliriz. Öyleyse, daha fazla uzatmadan, sinema tarihinin en ünlü film arabalarının küratörlüğünü yaptığımız listemize başlayalım.


The Blues Brothers, 1974 Dodge Monaco

Jake ve Elwood’un ayaklarını yerden kesen yakışıklı, eski bir Kaliforniya Otoyol Devriye arabasıydı. Aslında bu araba eşsiz değildi, zira kendisinden 13 adet vardı. Otomobilin her versiyonu, çekilen sahnedeki manevraya bağlı olarak hız ve sıçramalar için özel olarak tasarlanmıştı.

Bluesmobile, listeye girmeyi sadece havalı akrobatik hareketler yapan havalı adamlar tarafından sürülen havalı bir araba olduğu için değil, ardında bıraktığı kaostan dolayı da hak ediyor. Öyle ki, arabalar çekimler sırasında o kadar hasar alıyorlarmış ki, sette 7/24 bekleyen bir oto tamirci bulunuyormuş. Film bittiğinde ise tam 103 arabanın perti çıkmış.


Italian Job, 1967 Austin Mini Cooper S 1275


Muhtemelen sinemanın en ünlü kovalamaca sahnelerinden biri bu filme ait. Kırmızı, beyaz ve mavi kaçış arabaları, saatte 160 kilometre azami hıza sahip dört silindirli, 75 hp motora sahip Austin Mini Cooper’lar... Bu, bir film ile araba arasındaki ilişkinin kalıcı hale geldiği ender durumlardan biridir.


The Big Lebowski, 1973 Ford Gran Torino

Ekibin ilk tercihi bir Chrysler LeBaron'muş ama Lebowski’nin karakterine uyması için aracın heybetli bir gövdesi olması gerektiğinde karar kılınmış. Yerinde de bir karar. Zavallı arabanın başına gelmeyen talihsizlik kalmasa da beyaz perdenin unutulmaz dört tekerlerinden biri olmayı sonuna kadar hak etmiştir.


John Wick, 1969 Ford Mustang Mach I

Yakın zamanda dul kalan John Wick'in hayatta değer verdiği iki şey vardır: köpeği Daisy ve eski Ford Mustang'i. Bu yüzden, Rus gangsterleri köpeğini öldürüp arabasını çaldığında, “biraz” sinirlenir.


Ford Mustang’ın şov yaptığı takip sahneleri özel yollarda eğitimli sürücüler tarafından gerçekleştirilmiş. Yani, sahnelerin hepsi gerçek. Dolayısıyla, çekimler sırasında beş Mustang'in yok edilmiş olması şaşırtıcı değil. Araba, filmde bir Boss 429 Mustang olarak anılıyor, ancak bu bebekler genellikle yarım milyon dolara satıldığı için, çekimlerde Mach I'in kullanılmış olması daha muhtemel görünüyor. Her iki durumda da, sanat eserinden farksız arabalardan ve parçalanmalarından bahsediyoruz!


Goldfinger, 1964 Aston Martin DB5

Ah! Aston Martin. Bond’a özel küçük aygıtlarla donatılmış ajan arabası tüm zamanların en ünlü film arabası olabilir. Makineli tüfekler, fırlatmalı koltuklar ve navigasyon sistemini önceleyen vizyonu ile Bond’un arabası, yalnızca 60'ların değil tüm zamanların gözde arabası diyebiliriz. Mesela, bundan sadece birkaç sene önce Bond’un Aston'larından biri yaklaşık 4,6 milyona satıldı.


Back To The Future, 1981 DeLorean DMC-12

İtiraf etmek gerekir ki arabanın kendisi dış görünüşü kadar büyülü değildi. Fütüristik tasarımına ve 80'lerin en ünlü film arabalarından biri olmasına rağmen DeLorean piyasada pek başarılı olamamış, filmden sonra otomobil endüstrisinden silinmişti. Ancak DeLorean, geleceğe ve yollara döndü. Dilerseniz 2021 modeline göz atabilirsiniz.


Mad Max, 1973 XB GT Ford Falcon

Eğer en iyi araba filmlerinin bir listesini yapıyor olsaydık, Mad Max daha üst sıralarda yer alıyor olurdu. Gerçi Ford Falcon yakışıklı bir makineydi! Yapımcılar çarpıcı bir boya işi, yeni bir burun ve aşırı derecede büyük lastiklerle görünüşünü daha da göz alıcı hale getirmişlerdi. Kaputun dışına çıkan süper şarj cihazı sahteydi tabii. Ancak orijinal kaputa konsa, kimsenin burun kıvıracağını sanmayız.


The Dark Knight Trilogy, Batmobile/Tumbler


Adam West'ten Ben Affleck'e, Batmobile yıllar içinde değişti ve oldukça gelişti. Ancak Nolan'ın üçlemesindeki Tumbler, özellikle eski modellere kıyasla, bir arzu nesnesine dönüştü diyebiliriz. Chevy V-8 Tumbler sadece beş saniyede, yaklaşık 100 kilometreye çıkabilme özelliğine sahipti. Roket iticisi ise, işin cilvesi.


Ghostbusters, 1959 Cadillac Miller-Meteor

Tarzı, listedeki diğer arabalardan oldukça farklı olabilir. Ancak Ectomobile, beyaz perdenin kuşkusuz en unutulmazlarındandır. Orijinal Ectomobile, güzel bir 1959 Cadillac Miller-Meteor’un ambulansa dönüştürülmüş haliydi aslında ve bu model sınırlı sayıda üretilmişti. Sadece 400 tane vardı. Film içinse yalnızca iki Miller-Meteor satın alındı, dönüştürülen araç esas çekimler sırasında kullanıldı. İkincil araç ise, çoğunlukla modifikasyon sahneleri için kullanılmıştı.


National Lampoon’s Vacation, 1979 Ford LTD Country Squire

Bu listenin de kanıtladığı üzere, pek çok ikonik film arabası var. Ancak otomotiv tasarımının (o zamanlar kasvetli sayılabilecek) görünüşüne aktif bir yorum yapan tek kişi, National Lampoon'un sıradışı ailesiydi.

Araba senaryoya basit bir şaka görevi görsün diye eklenmişti: Aile reisi Clark Griswold, vicdansız bir araba satıcısı tarafından kazıklanıyordu. Haliyle aracın çekici görünmemesi gerekiyordu. Arabayı tasarlamaktan sorumlu Warner Brothers prop departmanı, olabilecek en kötü Amerikan otomobilini tasarladı. Sahte ahşap paneller başlığa kadar uzatıldı, korkunç bir yeşille desteklendi. Her biri birbirinden kötü dönüş sinyaliyle çevrelenmiş sekiz fara sahipti. Zayıf ergonomiye bir selam olarak, yakıt girişi kaputun içinde, yolcu tarafında bulunuyordu.


Thelma & Louise, 1966 Ford Thunderbird

Genellikle, ikonik araba sahneleri, dikkatlice koreografiye edilmiş yüksek hızlı kovalamacaları içerir, ancak filmin doruk noktasına ulaştığı sahnede araba teknik beceriyle değil, temsil ettiği şeyle öne çıkıyordu; başkarakterin pes etmeyi reddetmesi. Büyük Kanyon'un kenarında polislerle çevrili olan ikili, pes etmektense ölmeyi tercih edeceklerdi ve tercihlerini en havalı şekilde yerine getirmelerine yardımcı klasik bir Thunderbird’un içindeydiler.

Thunderbird’un filmdeki yeri oldukça önemliydi ama aslında pratik olduğu için seçilmişti. Zira, Cabrio araçlarla oyuncuları çekmek kolaydı. Yine de Thunderbird’un mükemmel bir seyir aurasına sahip olduğu inkar edilemez bir gerçek.


Little Miss Sunshine, 1971 Volkswagen T2 Microbus

İtiraf edin, bu filmi aklınıza getirdiğinizde, tüm karakterlerden önce o sarı minibüs gözünüzün önüne geliyor. Yalnız değilsiniz! Bu filmi ünlü minibüs sahneleri aklınıza gelmeden düşünmek gerçekten imkansız. Küçük kızlarını güzellik yarışmasında götürmek için antika bir Volkswagen T2 Microbus'la çıkılan destansı yolculuk hikayesinde kırık debriyaj, sıkışmış bir korna ve ayrılmış bir kapıya rağmen, bu araç kesinlikle gösterinin yıldızıydı.